Kayıtlar

regensburg etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bavyera'dan Bir Cennet: Walhalla ve Regensburg Macerası - 2. Kısım #14

Resim
I. Ludwig ve Ben, soldaki ben. Evet arkadaşlar bloguma hoşgeldiniz :D Bugün geçen yarıda kestiğimiz Regensburg gezisinin devam bölümü ile karşınızdayız. Yine dopdolu bir bölüm. Yine atraksiyonlar, yine şapşiklikler, yine artistlikler. En son nerede kalmıştık? Evet Çorapören arkadaşımızla bir pizza macerası yaşayıp Walhalla’ya gitmek üzere buluşma noktasındaydık en son. Hah işte oradan devam ediyoruz. Play düğmesi sol altta. Efendim? Yok be ne yutubırı. Yapar mıyım öyle şey? Her yazının başında ne diyorduk? Evvvveetttt! Los geht’s!

Bavyera'dan Bir Cennet: Walhalla ve Regensburg Macerası - 1. Kısım #13

Resim
İğrenç saçıma rağmen... Kesecem ya Ses, deneme 1, 2... Deneme 1.... Çok mu oldu ses ya? Yayında mıyız? Tamamdır. Merhabalar, günaydınlar, selamlar, guten morgenler, konniçivalar (bu hangi dil ya? Japonca mı? Höh onu ne ara öğrendin), good morningler, falanlar filanlar sayın okurlarım. Artık sizinle yazarak değil buradan konuşarak iletişim kuracağım. [bi dakka ya, şu an ben bir şey dinlemiyorum okuyorum diye düşünebilirsin tamam ama bozma işte ortamı. Farz et radyo programı şeysi şeyapıyoruz. Tamam tamam yazıya dönüyorum. Ama bence gayet yenilikçi bir düşünceydi blog yazısı okurken radyodaymış gibi ortam oluşturma fikri. Değil miydi? Ohoooo tamam ya düz yazı yazmaya devam] [Ne güzel hayal ediyordum: “Evet arkadaşlar kanalıma hoşgeldiniz, bugün Regensburg gezisinde gülmeme challenge yapacağız” diye başlayıp, “kanalıma abone olmayı, videoya yorum yapmayı unutmayın” diyerek yazıyı bitirmeyi. Ah ah...]

Bergkirchweih Nedir, Nasıl Kutlanır? Açık Hava Eğlencesi Haftası #12

Resim
Açık hava sineması, yağmurlusundan Harika bir yazımsı bahar gününden, mutluluk, huzur, sevgi, afiyet, başarı ve en önemlisi sağlık içermesini dilediğim bir günden merhabalar okurum (aha hava bulutlanmaya başladı... Tamam sustum ya). Naber, ne var ne yok? Ramazan dimi.. Aynen ya. Zorluyor beni de az biraz ama alıştım ya. 17 buçuk saatlik günlük oruç içeren 1 aylık maratonun çoğu gitti azı kaldı bak. Nasıl? Evet 17 buçuk dedim. Cidden yav, inanmıyorsan aç bak. Neyse geçen hafta bolca kulağım çınladı. Ben de dedim niye acaba. Sonra fark ettim ki bloga yazıyı yazmamışım. (Tabi ben 3-5 gün geciktiriyorum. 3,5 aydır bloga yazıyı yazmayan, tamam hacım yazı hazır diyen fakat aslında Oregon’da gününü gün edip her gün bir kuzu kullanarak bir kızı kandıran (ABD’li, Ekvadorlu, Çinli, Şilili fark etmiyor) Muhsin Gül adlı beyefendiye selam olsun) Sözü fazla da uzatmayıp, kulağımı daha fazla çınlatmadan yazıya başlayalım efendim. Almanca ne diyorduk başlarken? Evet...